Olmayan bir dünyada seyrederken mehtabı sessiz sedasız, görünmeyen bir el okşar yüzünü, gülüşünü sarar usulca...
Hiç hissettirmeden gizlice sızar yüreğine, sarar sımsıkı...
Git gide daha çok canını yakar, ama niyeti yoktur öyle çabucak bırakıp gitmeye...
Sen acı içinde kıvrandıkça o daha çok zevk alır...
Gülüşünü düşürüverir ilk önce yüzünden...
Daha çok eğlenmektir niyeti...
Anılar bir film olup akmaya başlar dört bir yanından...
Özlemler hasretler gelip yerleşir içine...
O el hala yüreğini sıkıyordur, taki gözlerinden yaşlar süzünelene kadar devam eder canını yakmaya...
Etrafından akıp giden filimler yeni yaralar açar kapanmayan yaraların üzerine...
Bir omuz ararsın, yaşlar süzülürken ardı ardına yanaklarından...
Huzurlu bir ses ararsın yüreğindeki kanayan yaralarına melhem olacak...
Yıldızlar gibisindir o an onlar gibi kalabalık ve bir o kadar yalnız...
Haykırmak istersin lanetlercesine kaderini... Bir yumruk gelir oturur boğazına, konuşamazsın. Zaten bağırsan da, haykırsan da kim duyar ki yakarışını. Kim tutar ki ellerini sen uçurumun başındayken, kim siler ki gözyaşlarını gamzelerine değmeden...
Yalan dünyada, sevdan gibi sende kocaman bir yalan olursun...
Hüzün yüksü bulutlara karışır deniz mavisi gözlerin...
Bir martı havalanır haykıramadığın gökyüzüne...
Artık çekilsede o el, acısı kalmıştır yüreğinde...
Ne koyu mavi deniz kabullenir bundan sonra seni.
Ne de martıların sahiplendiği açık mavi gökyüzü...
Ama mavi sevgidir, mavi umut.
Sen ne olursa olsun yüreğini mavi tut...
|
2008-05-15 01:22:47 - ?
yazınız fena degıL.cok okuyan bırı olmasaydım harıka derdım..